-Hrant Dink'i vurmuşlar duydunmu?
-duymadım.
Yüreğimden bir şeyler koptu.
Köşede her renkten insanın gittiği kahvehane'ye girdim.
Açık olan televizyona herkes adetta kilitlenmiş,
Hrant yüz koyun yatıyordu.
O yürekten gülen yigit adam gazetelerin altında yatıyor.
Kanı akıp gitmiş ve çatlağı bulamamış.
Yaşlı biri elindeki kumanda ile kanal değiştiriyor.
Hrant'ı hedef gösteren televizyonlar şimdi ölüm haberlerini veriyor.
Görüntüler, sözler aynı haberler bir kalemden verildiği nasılda belli !.
Çıktım Kahvehane'den, şehrin sokaklarını arşınlıyorum.
Çaresizlik, yanlızlık ve sahipsizlik yaşananların tanımıydı.
Hrant ölecekti ve bunu herkes biliyordu.
Hiç kimse hiçbir şey yapamadı.
Koca koca örgütler,yapılar Hrant ın kırılan kalemine sadece seyirci kaldı.
Kimsenin aklına, onu faşist saldırılardan korumaya almak gelmedi.
Hrant’ı kurtlar sardığında bir başınaydı.
Ve, bir öğle vakti vurdular onu.
Kalleşler ve korkaklar hep arkadan vururlar.
Hrant’ı toplumun en aylak, serserilerine vurdutular.
Tetiğe basan bir aylak ve düşkündü.
Tetiğe emri verenlerin yabancısı değildik.
Gidenlerimizi kaleşçe vuranlar hep aylak ve düşkün takımından seçmişlerdi.
Emir yerinin adresi hep aynıydı: Kutsal Devlet.
Bu topraklarda Hrant gibi yiğitlerin ölümüne çokca tanık olduk.
Vurulanlar bu toprağın en iyileriydi, değisik ulusların evlatlarıydı.
Bilge kürt: Ape Musa ,
Laz: Sinan Kukul,
Türk : Mahir Cayan,
Cerkez : Avni Yalcin
Zaza: İbrahim Yalçın,
Arap: Kemal Askeri gibi binlerce insan...
Hrant in ölüm emri canlı tv lerde bir nevi örgütlendi.
Her şey aleni ortadaydı.
Bu işin başında İstanbul’un mülkü amiri Vali M.Güler vardı.
Hrant valiye cağrılıp ölüm kendisine bizzat valilikçe söylenmişti.
Beş yılda mahkemenin gidişatı hep bilinçli manüpüle edildi.
Hrant tasarlanarak yani örgütlenerek kaltedildi.
Doğru yargılamam İstanbul Valisi M.Göler ve Emniyet Müdürü C.Cerah ile başlanmalıydı.
Bu işi devlet yaptığına göre mülkü amir bu şahıslardı.
Kaldı ki M.GÜLER in suçu sabitti.
Hrant’ı makamına çağırtıp yardımcısına ölüm beyanını veren şahıstır.
Haliyle iş burdan başlamayınca gelinen sonuç kaçınılmazdı.
Duruş ve doğrular yerli yerine oturmayınca,
Tayiip Erdoğan denen şarlatandan bu işi çüzmesi beklentisi yaşanır.
Tayiiip li devlet doğruları net olmayanları, yine aldattı.
Bu işin birinci dereceden sanığı olacak olan Vali M.Güler, Tayiiiiiip Erdogan tarafında AKP den Milletvekili yapıldı.
İşin ilginç yanı, beş yıl boyunca bu adam teget geçildi.
Halbuki doğru yargılama bu sahsın birinci dereceden sorumlu sanık olarak yargılanmasıyla olacaktı.
Kutsal devlet yine kutsallığını korudu.
Hesap iki serseri,nlünpen düşküne kesildi.
Bu dava burda biter.
Zamana yayılarak her şey unutulur.
Devlet adına açıklama yapan vicdanen düskünlerin beyanları samimi olmaktan uzaktır,
Timsah gözyaşlarına inanmak, bu saaten sonra ahmaklık olsa gerek.
A.Gül, Bülent Arınç vb. denen gerici-faşist zevatların beyanları samimi değildir.
Yine türbüne oynamaktalar gerici yobazlar.
Hrant iki milyon soydaşı gibi haince kaltedildi.
Yaşanan ve bu davaya dair bundan sonra yaşanacakların hepsi yalan.
Tek bir gerçek var ;oda Hrant’ın ölümdür.
Rakel’in yarım kalan sevdasıdır.
Babasız kalan çocukları,
Dedesiz büyüyecek torunlarıdır.
Yüzündeki tebessüm ve gülüşünle her daim yaşayacaksın HRANT.
Seni koruyamadık bağışla bizi.
Ekrem Kaval