Biz olabilmek, bütünlük içerisinde hareket etmeyi arzulayan bir istektir.
Biz olabilmek, birlikte insani adımlara ses katabilmektir.
Biz olabilmek, iletişimi ve dayanışma ruhunu iyi yapabilmektir .
Biz olabilmek, sorumluk bilincini birlikte gerçekleştirmektir.
Bu sıraladığım kuralar yerli yerine oturduğunda telaşa gerek kalmaz, öneriler ve istekler yanlış anlamaya yol açmaz .
Binlom sitemizde sayın Cafer Yurtsever 'in ‘Telaş’ adlı yazısından alıntı yaparak “Biz” olabilmenin adımlarını atalım.
‘....Kendini bilmez birileri çalakalem bir şeyler döktürmüş.
Nereye döktürmüş, nerede ifşa etmiş, o da ayrı bir muama
İşbirlikçi, düşman, hain saldırısı diye bizimkiler de geceyi, yardımı unutmuş çul çaputla üzerine atlamışlar bir adı ve bir gölgesi olmayan işbirlikçinin....
Etrafa saçılan kıvılcımlardan yardım gecesinin düzenlenip düzenlenmediği anlaşılamadı bile..’
Telaş adlı yazınızın kısa özeti.. Şimdi soruyorum siz nereden bu kanıya vardınız ?
Bizleri üzen, bu tür değerlendirmelerden polemik yaratacak bir kaç sözün kulanılmasıdır.
Zaman geçmeden de o ortamı yarattılar bile..
Sizin söylemlerinizde sanki böyle biri yok,
Bizler hayali İşbirlikçi-Hain yaratmışız, adı ve gölgesi olmayan .
Anlamı içeriği o kadar açık ki söylenecek söz bulamıyorum.
Varsın Av-kar’ a ve özelde Mürsel Batu’ya çirkin iftira ihbar yapılsın ..
Ve bizlerde suskun kalalım.
İstenen buysa kusura bakılmasın ...
Böyle kirli tezgaha göz yummak, sessiz kalmak kendimize Kurumuza ve insanlığa yapılmış hakaret olararak görüyorum.. Tam da insani görevimizi yerine getireceğimiz bir zamanda..
Efendim kulunanılan üslüb hoş değilmiş!..
Siz olsaydınız nasıl bir üslup ile cevap verirdiniz?. Mesela; ‘İhbarcı kardeş bizi biraz rahat bırak, şimdi zamanı değil sonra yazışırız‘ mı diyecektiniz !!..
Tam da; Av-kar kurum olarak tekrar özlenen bir kurum haline getirebilme çabamıza engel teşkil etmişken..
Tam da; Avrupa' da insani girişimin içinde, yanında ve de öncüsü olma küdretini kendimizde görüyorken.
Tam da; Hiç bir örgüttün bir haftada başaramadığı bir başarı göstererek 12 bin euro ya yakın yardım taplarken ve bunu başarmak için her türlü olanakları yaratıp „ Birlikte daha da güçlüyüz” şiari ile çevre örgütlerinin desteğini alıyorken..
Dengesiz biri yüzünden geceyi iptal mı etseydik?
Başka bir Alıntı ile devam edelim:
...Avkar Avrupa’nın göbeğinde büyük bir iş başardı.
Yine aynı Avkar, bu başarıyı kendi elleriyle ikinci plana itti... ‘
Wan ile dayanışma etkinliği insani girişiminin bir parçasıdır.
Başarıyla sonuçlanmış ve amacına da ulaşmıştır..
Bu gün gecenin yapıldığı şehir insanları hala bu başarıyı konuşuyorlarsa, ikinci plana itenler (kusura bakmayın) ‘hatırı sayılır’ karerlilerdir..
Av-kar kendi eliyle başarıyı ikinci plana atmadığı gibi atmak isteyenlere tavir belirleyerek geceye olan azmini daha da pekiştirmiştir.
Asıl başarı buradadır.
Algılanmayan ve bir türlü izah edilmeyen şey; doğru bir tavırla durmamızdır.
Av-kar ile ilgili iki yazınızda da mevcut olayı kınayan bir cümleniz bile yok!!.
Burada elbette farklı bir sonuç çıkarmak münkündür.
Biz bir telaşa düşerken, siz bin telaşa düşmüşsünüz!.
Hala şikayetçi olan da sizsiniz .
Asıl mesele; bugün yazılanların verdiğimiz emeğe gölge düşürülmeye çalışılmasıdır.
O ihbarcının yazdıklarını meşrulaştırılmasıdır.
Bu davranışla gecemize bile bile gölge düşürüldü.
Ve hala inatla yazdıklarınızı haklı çıkarmaya çalışarak sürekli yazmaya çalışılmasıdır.
‘Nasıl olsa alıştık buda geçer’ demeye getirtilmeye çalışılıyor..
Bütün yazılanlardan sonra bizim bozacıyla sokağa fırlamamıza gerek yok, herkes amacına ulaşmış görünüyor.
Ve de herkes mutlu bir şekilde arkasına yaslanmış ‘giderek eksilen’ bir kurumdan gelecek keskin yorumları gözetliyor!.
Aman ha kimse Karerlileri incitmesin, o kadar ince ruhluyuz ki hem birbirmize aslan kesiliyoruz, hem de birbirimize karşı eksiliyoruz !.
Böyle davranmakla;
Biz Karerliler nasıl biz olabiliriz ki ?
Ya da ne zaman biz olabildik ki !!
Yıllardır bunun kavgasını vermiyormuyuz ?.
Mürsel Batu