Vinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo Slider

Sanat ve Şiir

Ah Cemal Abim benim, çokülkem yokülkem!

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

........On yıl var Karaköy altgeçitinden geçmedim
tütün tabaka kadın ölümüne gençliğimdi buralar benim
arka cebimde sustalı diye Attilâ İlhan bir belâ gezdirirken
çok olmuştur kan damlatılmış sutyen göllerde su içmişliğim
ah, böyle boktan yaşlanacağım aklıma bile gelmezdi Dündar Abi
esrarlı cıgara altdudağım Pia üstdudağım Elma’ydı o ara
saçlarımı boyadığım filan yok ibneler saç köklerim platin sadece!.........

 

{jcomments on}

Sevgili Cem’âh Abi,
Hafta sonu karlı bir kış günü evcek yolumuz Afyon’a düşmüştü ya, Bilecik ve Kütahya üzerinden zorlu kış şartları altında bu şehre varmamız hiç de kolay olmamıştı. Bilecik’ten geçerken “yokülke” hüznünde seni ve şiiri düşünmedim dersem yalan olur. Sen ki Dersim ve Erzincan’ı arkanda bırakarak ailece ilk sürgün edilişinde bu şehre gönderilmiştin. Ömrünün ilk yerinel acılarını bu şehrin ıssız, soğuk ve yalnız gecelerinde yaşamıştın sanırım. Acıyı kar suyu tadında, evcek Bilecik güğümünden içtiğiniz yıllar... Kendini uzun uzak İkinci Yeni şiirinin çok katmanlı sayfalarına henüz atmamış olacaksın ki ağzında Fransız şiirinden çok Kürtçe-Türkçe türküler var. Allah bilir, o yıllarda Baudelaire’in “Her zaman şair ol, düzyazıda bile” sözü henüz okumamış olabilirsin. Ağzında ve yüreğinde o kadar çok türkü ve deyiş vardır ki, sonraki yıllarda İkinci Yeni şiirinin tam ortasına düşüp “bir gülün tam ortasında ağlamış” olmandan ötürü olacak sende bir toplumculuk hissetti herkes. Oysa sen bu şiirin Aşk’tan Kars’a, Elma’dan Afrika’ya, Üvercinka’dan Göçebe’ye toplumcu duyarlılıkla da yazılabileceğiydin!
Ah benim Cem’al Abim,
Senle tanışmam seksenlerin hemen başı. 12 Eylül’ün fena savurduğu “şiir çeketli” bir genç olarak ben de ailece Gebze’ye yerleşmişim. Araklı ve aralık aksan Türkçe konuşuyor, Türkçe bir şeyler yazmaya çalışıyor ve çokça türkü dinliyorum o yıllar. Beni senle buluşturan aslında “yerel” bir gazetedir unutma; Gebze Uyanış. O gazetenin kültür sayfasında, sonradan tek tek tanışacağım Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Turgay Kantürk’e, İlhami Bekir Tez’den Engin Turgut’a, Ercüment Uçarı’dan Nurullah Can birçok imza yazmaktadır. Benim senle tanışmam, tanıştırılmam hâlâ babam ve âh hiç olmayan abim gibi sevdiğim Murat Tuncel sayesindedir. Yaşıtlarım arasından senle en az konuşan, en az içki içen ben olmama rağmen benim ilk tanıdığım şair olduğundan olacak seni babam kadar severim. Bir gün evleneceğim sonra baba olacağım aklıma hiç gelmese de, evlendiğim gün ve baba olduğum ilk gün senin küçük ölümlerine benzer kırlangıç ölümler yaşadım. Bağışla, üç kızımdan birinin adını ne Elif ne Sorgun koyabildim. Kendim dâhil hiç oğlum olmadı, yine de bana uzaktan uzaktan bak; ellerimden kalbime ad olacak her yerim Türkçe ve Kürtçe burkulma Hüseyin’den içre Cemal!
Ah benim hem Cem’âh hem Cem’al Abim Cemal,
“Yokülke” susup “çokülke” seni düşünerekten Afyon’dan Ağrı’ya, Bilecik’ten Bingöl’e, Kütahya’dan Muş’a, Afyon’dan Hakkâri’ye dillerin ve türkülerin kardeşliğinde içten içe sendeki gençliğimi ömrüme anlatırken ara ara ağladığımı bir tek sana anlatabiliridim sahi! Sen ki en yüksek bahşişi ödemiştim 1990 yılının en soğuk ve en yalnız bir ocak gününde tanrıya. Ah, o gün bugündür; bilmem biliyor musun! Şiirden kız çoçuğuna, Dersim’den Paul Celan’a, oğuldan İkinci Yeni’ye benim içim büsbütün Yokülke Cemal Süreya İnceliği... 

YOKÜLKE CEMAL SÜREYA İNCELİĞİ

Dağ görgüsü kazanır Ağrı’yı bir kez
görse de kişi (C. Süreya)

On yıl var Karaköy altgeçitinden geçmedim
tütün tabaka kadın ölümüne gençliğimdi buralar benim
arka cebimde sustalı diye Attilâ İlhan bir belâ gezdirirken
çok olmuştur kan damlatılmış sutyen göllerde su içmişliğim
ah, böyle boktan yaşlanacağım aklıma bile gelmezdi Dündar Abi
esrarlı cıgara altdudağım Pia üstdudağım Elma’ydı o ara
saçlarımı boyadığım filan yok ibneler saç köklerim platin sadece!
Sormayın, kendimi o kadar çok attım ki Galata Kulesi’nden hiç ölmedim
hâlâ yaşıyor olmam cin’s şair İsmail Uyaroğlu’nu değilse
Vedat ve Ümit Yaşar iki kule cambazını kıskandırıyordur herhalde--
şemsiyeleri tüfek ölüm melekleri aşağıda mıdır
yeridir artık beni de öldürsünler isterim
altgeçitin üstü kat kat kerhane nasılsa
dükkân dükkân kârhane alt taraflar denize dek
üzgün ülkem güzel ülkem zengin ülkem
sana kıyamadım bir türlü seni kasığının piçi bu çocuk öldürecek!

Ben böyle şiirler yazacak biri değildim Cemal Abi, bağışla!
Kadıköy’den buralara kaçmış kanarya sürüsüne panik atak denir icabı
senin Kürt ve Fenerbahçe yanına yaslanaraktan Üvercinka ve h i ç ç ç
ne kızlar ne delikanlılar büyüyordur kim bilir doğuda
aşk şiir ve futbol içre dağ görgüsüyle pi r i n ç ç ç
sahi, Araklı’dan Paris’e dağ köylüsü biriyim ben de Cemal Abi!

Derim ki, kamyon şoförleri büyük şiirlere sonsözdür
ah, direksiyon kırdıkça güneşin çekici yukarıda olacak muhakkak
ark başına kadar aşağıda olacak suyun bıçağı daima--
sahi, maliyeci şairlerin ilki Bayburtlu Zihni
Ağrı’dan Amsterdam’a sevgili Türkçe şiirimiz
Cemal Süreya’dan küçük İskender’e
hâlâ imge ve borç batağında İkinci Yeni!

 

Gebze-Maslak, 13 Aralık 2010

HÜSEYİN ALEMDAR

 

AddThis Social Bookmark Button